ABD ekonomisinin duvara toslaması kaçınılmaz mı?

    Son yıllarda giderek artan global dengesizlikler üzerinde yoğun tartışmalar yaşanıyor. Global dengesizlikten kasıt, ABD ekonomisinin döviz giderleri ile döviz gelirleri arasındaki fark olan cari işlemler açığının çok büyük olması. Bunun ayna yansıması ise bazı ülkelerin çok fazla cari işlemler fazlası vermesi. ABD bu açığı sürdürebilir mi?

    Biraz rakam: ABD ekonomisinde gerçekleşen en son cari işlemler fazlası 1991 yılında. O tarihten bu yana sürekli açık veriyor bu ülke. 1997-2005 döneminde ABD `nin cari açığı 665 milyar dolar artmış. Bu bozulma ABD `nin milli gelirinin yüzde 5`ine denk düşüyor. Cari açık 2004 yılında milli gelirinin yüzde 5.6`sı, 2005 yılında ise yüzde 6.4`ü oluyor. 2006 için beklenen değer ise daha yüksek. Tanınmış bazı ekonomistler ABD `nin cari açığının milli gelirine oranının yüzde 6`yı geçmesi halinde sürdürülebilir olmaktan uzaklaşacağı öngörüsünde bulunuyorlar.

    Basit bir sürdürülemezlik hesabı şöyle yapılıyor: ABD `nin ortalama büyüme hızının yüzde 3, enflasyon oranının ise yüzde 2 olduğunu düşünelim. Böyle bir ekonominin sürekli olarak milli gelirinin yüzde 7.5`i kadar cari açık verdiği senaryosunu inceleyelim. Bu durumda ABD `nin net dış borcunun milli gelire oranı yüzde 150`ye fırlıyor! Ya, ABD `nin fabrikaları yabancılara geçerse ABD ekonomisinin sermaye hasıla oranı yani sermaye stokunun yaratılan her bir dolarlık milli gelire oranı, 3 civarında.

    Dış borcunun milli gelirinin 1.5 katına çıkması şu anlama geliyor: Kaba bir hesaplamayla ABD`nin sermaye stokunun yarısı yabancıların eline geçmiş oluyor. Bazı ABD `li ekonomistler 11 Eylül sonrası oluşan ortamda böyle bir el değiştirmenin mümkün olamayacağına dikkat çekiyorlar. İki de somut örnek var verdikleri: Çin`in ABD petrol şirketi Unocal`ı satın alma teklifine ve Dubai merkezli bir şirketin altı ABD limanını yönetme çabasına karşı ABD`de oluşan büyük tepki. Dolayısıyla, bu boyuttaki bir cari açığın sürdürülebilir olmadığı vurgulanıyor. Bu noktada sorulan temel soru hepimizin zihninde olan soru: Düzeltme hareketi bir an önce başlayıp ılımlı bir şekilde mi gerçekleşecek? Yoksa, düzeltme gecikecek, dengesizlikler daha da artacak ve sonuçta ani bir duruş mu olacak?

    Yabancı yatırımcıların (ABD açısından yabancı) ABD`nin cari açığını finanse etmekte nazlanmaları şu anlama geliyor: Bu ülkenin ihraç ettiği mali varlıklara yani ABD Hazinesi ya da ABD şirketlerinin tahvillerine olan talep düşüyor. Ama, bu olgu, bu tahvillerin faizinin yükselmek zorunda kalması demek. Aynı süreçte doların değer kaybetmesi de kaçınılmaz oluyor. Sonuçta ABD`de iç talep düşüyor, büyüme yavaşlıyor. Düzeltmenin gecikmesi halinde, ABD`nin dış borcunun sürekli artacağından ve eninde sonunda cari açığın finansmanında ani bir kesilme olacağından korkuluyor. Bu durumda dolardaki değer kaybı ve ABD faizlerindeki yükselmenin çok daha keskin olacağı belirtiliyor.

    ABD yavaşlarsa diğer ülkeler de etkilenir Ilımlı bir düzeltme ile birlikte ABD`de yavaşlayan büyüme şüphesiz diğer ülke ekonomilerini de etkileyecek. Çoğu ülkede yavaşlama görülecek. Keskin bir düzeltme durumunda ise global düzeyde bir daralmadan korkuluyor.

    Buraya kadar belirttiklerimi akademik bir derginin özel bir sayısındaki çeşitli makalelerden derledim. Özel sayının başlığı şu: `ABD ekonomisinde ikiz açıklar, büyüme ve istikrar` (Journal of Policy Modeling`in 2006 Eylül sayısı). Yararlandığım üç makale var. İlki G. Calvo ve E. Talvi`nin. Diğerlerini S. Edwards ve B. Eichengreen yazmış. Bu akademisyenler uluslararası makro iktisat alanındaki çalışmaları ile tanınıyorlar.

    Fatih Özatay